21 Mayıs 2026 Perşembe



Ezikten Rakip Olmaz, Yarış Eşit Şartlarda Zevklidir.
Siyasette de kurumlarda da en büyük sorunlardan biri; liyakatten çok “yönetilebilirlik” anlayışının tercih edilmesidir.


Çünkü güçlü yapıların bazıları, kendilerini geliştirecek insanlardan çok kendilerine itiraz etmeyecek insanlarla çalışmayı daha güvenli görür.


Oysa gerçek gelişim;


“Evet efendim” diyenlerle değil,


yanlışı gördüğünde risk alıp doğrusu için konuşabilen insanlarla mümkündür.


Son dönemde muhalefette ortaya çıkan daha mücadeleci ve sahaya temas eden siyaset anlayışı, toplumda da ciddi bir karşılık bulmuştu.


Vatandaş, enerjisini kaybetmiş ve sürekli aynı sonuçları üreten değil; sorunlara refleks gösterebilen, mücadele eden, özgüven veren bir yaklaşımı destekledi.


Ancak siyaset de kurumlar da bazen değişimden korkar.


Çünkü değişim; konfor alanlarını bozar, ezberleri dağıtır ve hesap sorulmasına neden olur.


Bu yüzden birçok yapıda;


sistemi ileri taşıyabilecek kişiler yerine, mevcut düzeni sorgulamadan sürdürecek isimler ön plana çıkarılabiliyor.


Halbuki tarih gösteriyor ki;


kurumları da ülkeleri de büyütenler, sadece uyum sağlayanlar değil; gerektiğinde doğru bildiğini söyleyebilen insanlardır.


“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” anlayışının yerini,


maalesef “Söz konusu makam ise gerisi teferruattır” düşüncesi ülkemizde almaya başladı.


Bu durumda kaybeden sadece siyaset değil, kurum kültürü, verimlilik, adalet duygusu ve toplumun geleceğe olan güveni oluyor.


Asıl mesele kişilerden çok zihniyet meselesidir.


Yıllardır girdiği her seçimi kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu'ndan sonra koltuğa seçilerek ilk girdiği seçimde iktidara karşı oy oranını artırarak, iktidar partisinin kalesi görünen yerleri bile ele geçirerek Türk Halkı'nın içindeki artık değişsin arzusunu tetikleyen Özgür Özel'in kazandığı seçim iptal edilerek ezik Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine tekrar parti makamı verildi.


O da daha öncesinden kabul edeceğini zaten beyan etmişti.


Yazık.


Koltuk sevdası ve hep ben kazanayım düşüncesi yüzünden Türkiye olarak zaman kaybediyoruz, enerji kaybediyoruz, fırsatlar kaybediyoruz.


Şimdi açıp rahmetli Kemal Sunal'ın 1990ların başında oynadığı, üzerinden 36 yıl geçmiş olan ama Türkiye'mizde bir şeyin değişmediğinin kanıtı Koltuk Belası filmini bir kere daha izleyeceğim. https://www.omurokur.com/2026/05/ezikten-rakip-olmaz-yaris-esit-sartlarda-zevklidir/

14 Mayıs 2026 Perşembe



Çarpışma Filmi Neden Hâlâ Bu Kadar Gerçek Hissettiriyor?
Bazı filmler vardır, hikâye anlatmaz; insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakır.Çarpışma tam olarak böyle bir film.


Film boyunca şunu düşünüyorsunuz:Bir insanın hayatını gerçekten birkaç dakikalık gecikmeler, birkaç yanlış an, birkaç talihsiz karar belirlemeli mi?


Allah insana bir ömür veriyor.“Hatanla, sevabınla yaşa” diyor.Ama insanlar bazen başka insanların kaderini birkaç dakikalık kurallarla belirliyor.


Sınava geç kaldın…Randevuya yetişemedin…Toplantıya birkaç dakika geç girdin…Ve sana hemen aynı cümle kuruluyor:“Erken çıksaydın.”


Sanki insan hayatındaki bütün sorunlar birkaç dakika erken çıkınca çözülebilecekmiş gibi…


Film, modern dünyanın en büyük problemlerinden birini yüzümüze vuruyor:Sistemler bazen insanı anlamaktan çok, kuralları korumaya çalışıyor.


Adalet dediğimiz şey ise çoğu zaman vicdanla değil, güçle yarışıyor.Parası olan daha iyi avukat tutuyor.Kanunlardaki boşlukları daha iyi kullanıyor.Haklı olmak yetmiyor; güçlü olmak gerekiyor.


Oysa gerçekten adil bir düzende;hakiminden savcısına, avukatından kurumlarına kadar herkesin güçlüden değil, doğrudan yana olması gerekir.


Film bunu çok sert ama çok gerçek bir şekilde hissettiriyor.


Belki de insanlığın en büyük çelişkisi burada başlıyor.Yüzyıllardır dinler, peygamberler, öğretiler insanlara aynı şeyi anlatıyor:Birbirinize zarar vermeden, saygıyla yaşamayı öğrenin.


Ama hala bunu tam anlamıyla başaramadık.


Bu yüzden film bana şunu düşündürdü:Dünyayı değiştirmekten önce insanın kendisi yıkıcı değil yapıcı olmayı öğrenmeli.Çünkü sistemleri oluşturan da, bozulan da yine insanlar.


Ve belki de gerçek adalet, bir gün herkesin birbirine biraz daha insan gibi davranmasıyla başlayacak.

Çarpışma, Changing Lanes – Film Fragmanı


https://youtu.be/UvIwotyCFuo?si=xwHefHp2qffY4Snw


Çarpışma, Changing Lanes – Film Puanları


Benim Puanım: 10 / 10

IMDB Puanı: 6,5 / 10

Çarpışma, Changing Lanes filmini https://www.netflix.com/tr/title/60022934 adresinden izleyebilirsiniz. https://www.omurokur.com/2026/05/carpisma-filmi-neden-hala-bu-kadar-gercek-hissettiriyor/

3 Mayıs 2026 Pazar



Takip, Relay
Usulsüzlüğü istemeden gören, görmezden gelmesi gerekirken kayıtsız kalamayan insanlara, yalnız olmadıklarını göstermek, cesaret vermek  bir başına yardım etmeye çalışan biri olarak kendini tanımlayan bir kişinin hikayesini izlerken kendinize şu soruyu soracaksınız;


Ben böyle olaylarda nasıl davranıyorum, böyle kişilere karşı ne yapıyorum?


O kişi bana dokunmasın diye bir korkak gibi yüz çevirerek görmezden gelip uzaklaşan biri miyim, yoksa doğru olduğunu bildiği şeyi yapacak kadar sorumluluk alan biri mi?


Böyle durumlarda veya böyle kişilere karşı siz nasıl davrandınız, davranıyorsunuz, davranırsınız?

Takip, Relay – Film Fragmanı


https://youtu.be/ywC__z5VgZM?si=TtaCTbAiwQlReGRp


Takip, Relay – Film Puanları


Benim Puanım: 10 / 10

IMDB Puanı: 7 / 10

Takip, Relay filmini https://www.todtv.com.tr/film/takip-v2 adresinde izleyebilirsiniz. https://www.omurokur.com/2026/05/takip-relay/

1 Mayıs 2026 Cuma



Evlilik Aşkı Öldürür mü? Bu Dizi Cevabı Sert Veriyor: Ya Yaşamaya Devam Edersin Ya Ölürsün
“Evlilik aşkı öldürür mü?” diye çok duyduğumuz, artık biraz klişe olmuş bir soru vardır ya…İşte Something Bad Is Going To Happen dizisi, bu soruya sert ve karanlık bir cevap veriyor.


Dizi şunu söylüyor gibi:Eğer evlendiğin kişi gerçekten ruh eşinse, hayatın güzelleşir…Ama değilse, evet dediğin o gün ölürsün.


O yüzden “evlenince düzelir”, “bir deneyelim, olmazsa ayrılırız” gibi düşünceler pek de masum değil.Çünkü evlilik, deneme-yanılma işi değil…İçine düşen en küçük şüphe bile aslında sana bir şey anlatmaya çalışıyordur.

Something Bad Is Going To Happen – Dizi Fragmanı


https://youtu.be/vMc_pWm7G7o?si=Xewix58J5TyhwcGf


Something Bad Is Going To Happen – Dizi Puanları


Benim Puanım: 8 / 10

IMDB Puanı: 6,8 / 10

Something Bad Is Going To Happen dizisini  https://www.netflix.com/tr/title/81667463 adresinde izleyebilirsiniz. https://www.omurokur.com/2026/05/evlilik-aski-oldurur-mu-bu-dizi-cevabi-sert-veriyor-ya-yasamaya-devam-edersin-ya-olursun/

27 Nisan 2026 Pazartesi

Michael Jackson: Bu Dünyaya Sığmayan Bir Ruhun 2 Saatlik Hikâyesi


Bazı ruhlar vardır…Sanki bu dünyaya ait değilmiş gibi hissedersin.Bulunduğu bedene sığmaz, hep daha fazlasını yapmak ister.


İşte Michael Jackson tam olarak böyle biriydi.


Onu izlerken insanın aklından hep aynı şey geçiyor:“Bu kadar yetenek, bu kadar duygu bir insana nasıl sığmış?”


Şarkıları ayrı bir dünya, sahnedeki enerjisi bambaşka…Ama asıl mesele şu:Hayatını, acılarını, başarılarını ve o efsaneleşmiş şarkılarını 2 saate sığdırmak mümkün mü?


Stadyumları dolduran bir sanatçının hikâyesi bu kadar kısa anlatılınca, ister istemez insanda bir eksiklik hissi kalıyor.Çünkü Michael Jackson sadece dinlenecek biri değil…Gerçekten hissedilmesi gereken bir sanatçı.

Michael – Film Fragmanı


https://youtu.be/3zOLzsbOleM?si=OoW4UQ-WESl4sDsl


Michael – Film Puanları


Benim Puanım: 10 / 10

IMDB Puanı: 7,7 / 10

Michael filmini sinemada izleyebilirsiniz. https://www.omurokur.com/2026/04/michael-jackson-bu-dunyaya-sigmayan-bir-ruhun-2-saatlik-hikayesi/

23 Nisan 2026 Perşembe



23 Nisan’ın Gerçek Anlamı: Geleceği Şekillendiren Çocuklar ve Milletin İradesi
23 Nisan 1920’de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sarayın çizgisinde hareket eden İstanbul Hükümeti’ne karşı, milletin kendi iradesini ortaya koyduğu bir adım oldu. Amaç belliydi: Bu vatanı, onu gerçekten sahiplenen insanlarla birlikte işgalden kurtarmak.


Bu anlamlı günün çocuklara bayram olarak armağan edilmesi ise tesadüf değil. Çünkü gelecek, gerçekten de çocukların ellerinde şekilleniyor.


Bir çocuk ne kadar iyi eğitim alırsa, ülkesine o kadar faydalı olur. Ne kadar bilinçli, ne kadar donanımlı yetişirse, yarınlarımız da o kadar güçlü olur.


Aslında hepimiz bunu kendi hayatımızda da görüyoruz… İşini iyi bilen, kendini geliştirmiş insanların olduğu yerde düzen de oluyor, güven de. Ama bunun tersi olduğunda, en sağlam sistemler bile aksıyor.


O yüzden mesele sadece bugün değil; yarın nasıl bir ülkede yaşamak istediğimiz.


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.


Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakabilmek dileğiyle. https://www.omurokur.com/2026/04/23-nisanin-gercek-anlami-gelecegi-sekillendiren-cocuklar-ve-milletin-iradesi/

20 Nisan 2026 Pazartesi



Bırak Yapsınlar Teorisi, Mel Robbins
Mel Robbins'in Bırak Yapsınlar Teorisi kitabını okuduğumda en çok dikkatimi çeken şey, aslında hayatımızda sandığımızdan çok daha fazla şeyi kontrol etmeye çalıştığımız gerçeği oldu. Sürekli başkalarının ne düşündüğünü önemseyerek, onları memnun etmeye çalışarak ve olayları kendi istediğimiz gibi yönlendirme çabasıyla ciddi bir enerji kaybı yaşıyoruz.


Mel Robbins'in kitapta anlattığı “Bırak Yapsınlar” yaklaşımı ilk bakışta basit gibi görünse de aslında oldukça güçlü bir zihinsel dönüşüm öneriyor. İnsanların davranışlarını, düşüncelerini ya da tepkilerini kontrol etmeye çalışmak yerine, onları olduğu gibi kabul edip kendi odağını korumayı öğrenmek… Bu bakış açısı insana ciddi bir özgürlük hissi veriyor.


Özellikle şunu fark ettim: Hayatta en çok yorulduğumuz anlar, kontrol edemeyeceğimiz şeylere müdahale etmeye çalıştığımız anlar. Kitap bu noktada çok net bir mesaj veriyor: Enerjini başkalarına değil, kendine ayır. Çünkü gerçek değişim ve ilerleme ancak kendi hayatına odaklandığında mümkün.


Bence kitabın en güçlü yanı, karmaşık kişisel gelişim teorileri yerine uygulanabilir, sade bir yaklaşım sunması. Okuduktan sonra insan ister istemez kendi hayatını sorguluyor: “Ben gerçekten neyi kontrol etmeye çalışıyorum ve bu bana ne kazandırıyor?”


Her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin. Bıraktığın yerde aslında özgürleşiyorsun. https://www.omurokur.com/2026/04/birak-yapsinlar-teorisi-mel-robbins/